Select Language EN / TR
Nilgün Şensoy

Nilgün Şensoy

Geleneksel Türk Sanatları Uzmanı

Herkes koleksiyonerliği basit algılıyor. Asıl konu; çokluk değil, niteliktir.

01 Haziran 2016

Antika ve geleneksel Türk sanatlarına dair engin bilgi ve tutkusuyla, alanındaki önde gelen uzmanlardan biri olan Nilgün Şensoy koleksiyonunda Fermanlar, Selçuklu eserleri, Hat levhaları, Kur’an-ı Kerimler, klasik ve çağdaş ressamların tabloları, tuğralı gümüşler, Çin porselenleri ve Osmanlı işlemeleri barındırıyor. Daha küçük yaşta başlayan ilgisini aldığı eğitimlerle pekiştirerek her parçasının detaylarına hakim, akademik bilinci ön plana çıkan bir koleksiyon oluşturmuş. 1992 yılından bu yana Nilgün Şensoy Kültür ve Sanat Evi’nde çeşitli sanat etkinliklerini sürdüren Nilgün Şensoy aynı zamanda şahıs ve şirketlerin sanat danışmanlığını yapıyor. Ayrıca, MSGSÜ Geleneksel Türk Sanatları Bölümü’nde de öğretim görevlisi. Nilgün Şensoy ile antikaya olan tutkusu ve bu tutkunun eğitim, ardından da iş hayatı ve koleksiyonuna nasıl yansıdığını konuştuk.

 

Koleksiyon yapmaya nasıl başladınız? Sanata ilginiz aileden mi geliyor?

 

Koleksiyonerliğe ilkokul çağımda ipek peçete biriktirerek başladım. Daha sonra pul ve opalin obje koleksiyonları da yaptım. Aldığım ilk sanat eseri ise II. Sultan Beyazıt fermanıydı. Bu fermanı gençlik dönemimde yapmış olduğum koleksiyonları satarak aldım. Bugüne kadar ferman, Selçuklu eserleri, Hat levhaları, Kuran-ı Kerimler, klasik ve çağdaş ressamların tabloları, tuğralı gümüşler, Çin porselenleri, Osmanlı işlemeleri topladım. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde profesör olan babam Hamdi Şensoy ve yine aynı üniversitenin Endüstri Tasarım ve İç Mimarlık bölümünü bitiren ağabeyim H. Sinan Şensoy ile sanatın içinde yetiştim. Hayatımdaki en büyük hocam babamdı. Sadece sanat değil, tabiat ve fizikle ilgili birçok bilgiyi kendisinden almışımdır. Kitaplar bizim için kutsaldır. Babamla ne zaman denk gelsem, mutlaka ünlü bir ressamın kitabını elime verir: “okumasan da sayfaları karıştır, beyin bunu hafızaya atar ve gerektiği zaman bunu kullanır” derdi. Antikaya olan ilgim 13 yaşımda başladı. Ailemdeki bazı fertlerin antikaya ve koleksiyonerliğe olan merakı benim de antikayı sevmemi sağladı.

 

Eğitiminizden biraz bahseder misiniz?

 

Saint Benoit Kız Lisesi’ni bitirdikten sonra Mimar Sinan Üniversitesi Geleneksel Türk Sanatları bölümüne girdim. Hat, tezhip, minyatür, çini, cilt halı kilim üzerine eğitim aldım. Türk Dokuma Sanatı’na olan ilgimden dolayı halı, kilim üzerine yüksek lisans eğitimini tamamlayarak, Halı, Kilim ve Dokuma bölümünden 1987 yılında üstün başarı ile mezun oldum. Öğrenimim sırasında başlayan; 1983’de Konya Yöresi Dokuma Örnekleri, 1985’de Ege Bölgesi, Dokuma Örnekleri, 1987’de Türk Dokuma Sanatı I ve II’yi kitap haline getirdim. Akademiye girerken beni çok etkileyen iki hocam olmuştu. İnsana tablolarında bile huzur veren sevgi dolu Prof. Devrim Erbil, diğeri ise disiplini ve hayata karşı duruşuyla Prof. Sabri Berkel Hocamdı.

 

Türk sanatının bütün dallarının ve sanatçılarının kurumlarca daha çok desteklenmesi, ekonomik ve sosyal imkânların arttırılması, sanatçıların yurtdışında sergi ve fuarlara katılarak ufuklarının açılması sağlanmalıdır.
Nilgün Şensoy Nilgün Şensoy Nilgün Şensoy
Tüm eserlerim İslam Eserleri Müzesi’ne kayıtlı ve bir kısmını müzeye hibe ettiğimden dolayı satmayı düşünmüyorum.

Aile işiniz yerine kendi yolunuzu çizmeye karar vermeniz nasıl oldu? O zamandan beri ne gibi sergiler yaptınız?

 

1981 yılında hat bölümünde eğitimimi sürdürürken Hat ve Ferman koleksiyonuna başladım. 1990 yılında Matusan Maden ve Taş Ürünleri San. A.Ş.’de Yönetim Kurulu üyesiyken sanata olan yakın ilgimden dolayı hat ve ferman konusunda koleksiyonlara başladım. 1993 yılında kişisel sergimi “Osmanlı Padişah Fermanlarından Bir Kesit” adı altında Kile Sanat Galerisi’nde açtım. 1994 – 1995’te KÜSAV’ın organize ettiği Antika Dekorasyon fuarlarında koleksiyonlarımın bir bölümünü sergi amaçlı açtım. 1995 yılında Alay Köşkü’nde “Tarih, Sanat ve Yaşam” ve 1996 yılında Alay Köşkü’nde “Osmanlı’da Hat Sanatı” adlı sergilerimi açtım. 1998 yılında A Turkuaz Sanat Galerisi’nde Hat, Ferman ve Gravür sergisi ve 1999 yılında Paris’de Osmanlı’nın 700. Kuruluş Yıldönümü dolayısıyla Salon Paris’te özel koleksiyonlarımdan derlenen bir sergi açtım. 2000 yılında da Avusturya Konsolosluğu’nda “Osmanlı Hat Sanatı” adındaki sergim oldu.

 

Koleksiyonunuzda ne gibi parçalar var? Bunları hangi koşullarda saklıyorsunuz?

 

Aldığım eğitim dolayısıyla geleneksel Türk sanatının her alanına ayrı bir ilgi duyuyorum. Hatlar, hilyeler, fermanlar, halılar, Kur’anlar koleksiyonumun en önemli parçaları. Bunların yanı sıra Orta Doğu Sanatı’nda çok önemli yer tutan Bleu Blanc, Bleu Poudre ve Celadonlara da çok ilgi duyuyorum ve topluyorum. Fransız, İngiliz, ve Art Deco dönemi mobilyalar, aynalar ve 18. yüzyıla ait saray işi porselen ve gümüşler de ilgi alanımdadır.

 

Koleksiyonlarınızda ne tip eserler var, satın alırken tercihleriniz nelerdir?

 

Oryantalist Resim Sanatı’nın Boğaziçi Ressamları diye bilinen İstanbul’u ziyaret etmiş sanatçılara ait tablolar; Türk Hat Sanatı’nın öne çıkmış ve ekol olmuş hattatlarına ait eserler ve özellikle yazmış oldukları Hilye-i Şerifleri ile Kur’an-ı Kerimler. Dünya sanatındansa Osmanlı Sarayı özel yapılmış eserler ve Hanedan parçaları.

 

Osmanlı eserlerinde ise Saray ve çevresine özel olarak yapılmış önemli sanatkarlara ait eserleri seçmekteyim. Aldığım eserlerde kriterim ise yüksek sanat düzeyine sahip olmaları ve provenanslarıdır.

 

Mobilya sanatında ise 18. yüzyıla ait tasarımlar ilgimi çekmekte ve koleksiyonuma ise bu tip eserlerin imzalı olanlarını katmaktayım.

 

Edirnekâri diye tabir ettiğimiz Osmanlı Mobilya Sanatı’nın ise sıradışı ve tek örneklerini toplamaktayım.

 

Mücevherde ise Osmanlı Hanedanı’na saray kuyumcuları tarafından yapılmış eserler ile 18.yy. Raja takıları, Adler ve Grisogono tasarımları, günümüzden ise Sevan Bıçakçı ve Hande Kunaçav tercihlerim arasındadır.

 

Türk sanatının önemli parçaları maalesef yurtdışına gidiyor. Türkiye’de daha fazla kalmaları ve değerlendirilmeleri için sizce ne yapılmalı?

 

Bildiğiniz gibi kanunen arkeolojik ve Osmanlı eserlerinin yurtdışına çıkarılması yasaktır. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde gördüğüm genç yeteneklere yeteri kadar imkan tanınmaması beni derinden etkiliyor. Türk sanatının bütün dallarının ve sanatçılarının kurumlarca daha çok desteklenmesi, ekonomik ve sosyal imkânların arttırılması, sanatçıların yurtdışında sergi ve fuarlara katılarak ufuklarının açılması sağlanmalıdır.

 

Şu zamana kadar 15 tane sahte eserle karşılaştım. Bunlardan bazıları Pablo Picasso ve Henri Matisse eserleriydi ve o kadar profesyonellerdi ki üzerlerinde soğuk damga bile vardı. Sahte eser piyasasından kurtulmak için, konusunda uzman kişilerle çalışılmalıdır.

 

Koleksiyonunuzu her isteyen ziyaret edebiliyor mu? Kimlerle paylaşıyorsunuz?

 

Koleksiyonumu müze sahipleri, koleksiyonerler, konularında uzman bilirkişiler ziyaret ediyor. Randevu vererek çalışıyorum. Tüm eserlerim İslam Eserleri Müzesi’ne kayıtlı ve bir kısmını müzeye hibe ettiğimden dolayı satmayı düşünmüyorum.

 

Sizin özellikle yakından takip ettiğiniz koleksiyon ve müzeler hangileri?

 

Antikada genellikle İngiltere’deki Grosvenor, Olympia, Birleşik Arap Emirlikleri’nde ise Abu Dabi, Dubai’deki fuar ve sergileri ziyaret ederim. Victoria and Albert, Louvre, MoMA, Hermitage, Guggenheim, Prado, Pergamon müzelerini çok severim. Türkiye’de ise; İslam Eserleri, Arkeoloji, Efes Açıkhava, Sabancı ve Sadberk Hanım Müzeleri sevdiğim müzeler arasındadır.

 

Eser alırken ne gibi kriterleriniz var? Danışmanlardan yararlanıyor musunuz?

 

Osmanlı Hat eserlerini genelde Türkiye’deki koleksiyonerlerden ve eski Osmanlı ailelerinden alıyorum. Klasik ve Çağdaş tabloları hem Türkiye’den hem de yurtdışından ediniyorum. Yurtdışındaki uluslararası müzayede evleri olan Christie’s, Bonhams, Sotheby’s, Tajan, Phillips’den İslam Eserleri, Selçuklu eserleri ve mobilyaları alıyorum. Hat, resimlerde, Çin porselenleri, gümüş ve tombakta ise mutlaka kendi bünyemizde oluşturduğumuz konusunda uzman eksper kişilerden oluşan danışma kurulumuzdan destek alıyorum.

 

Taklit ve orijinali ayırt etmek için ne gibi konulara dikkat edilmeli?

 

Her değerli şeyin taklidi yapılır, bu sadece bizim ülkemizde değil dünya genelinde çok yaygın bir sorundur. Doğal olarak ben de bu yaşa gelene kadar çok sayıda taklit tombak, Selçuk eserleri, hatta fermanlarla bile karşılaştım. “Taş yerinde ağırdır¨ atasözünü çok severim. Osmanlı eserler bize ait olduğu için bu konuda tecrübeli bilirkişilere rastlayabiliriz. Yurtdışında birçok ünlü müzayede evlerinde Osmanlı eserlerine ait sahte çok eser tespit edilip müzayededen önce çıkartılmıştır. Dünyaca ünlü ressamların sahte tablolarının yapıldığını da gazetelerde okuyorum. Şu zamana kadar 15 tane sahte eserle karşılaştım. Bunlardan bazıları Pablo Picasso ve Henri Matisse eserleriydi ve o kadar profesyonellerdi ki üzerlerinde soğuk damga bile vardı. Sahte eser piyasasından kurtulmak için, konusunda uzman kişilerle çalışılmalıdır.

 

 

Akademiye girerken beni çok etkileyen iki hocam olmuştu. İnsana tablolarında bile huzur veren sevgi dolu Prof. Devrim Erbil, diğeri ise disiplini ve hayata karşı duruşuyla Prof. Sabri Berkel Hocamdı.

 

 

Yeni başlayan koleksiyonerlere ne gibi tavsiyeleriniz olur?

 

Herkes koleksiyonerliği basit algılıyor. İyi bir koleksiyoner olmak için, örneğin Sabri Berker gibi bir ressama ilgi duyuyorsanız, bu ressamın üniversitede yapmış olduğu ilk karakalem desenlerinden başlayarak, tüm resimlerinden farklı denemelerinin en iyilerini toplayarak koleksiyon yapmalısınız. Asıl konu; çokluk değil, niteliktir. Ayrıca, koleksiyon parçalarının iyi korunması için restorasyonunu yaptırıp doğru koşullarda saklamalısınız.

Röportaj: Yasemin Elçi

Nilgün Şensoy, portre
1/18
Nilgün Şensoy'un koleksiyonundan parçalar
2/18
Nilgün Şensoy'un koleksiyonundan parçalar
3/18
Nilgün Şensoy'un koleksiyonundan parçalar
4/18
Nilgün Şensoy, portre
5/18
Nilgün Şensoy'un koleksiyonundan parçalar
6/18
Nilgün Şensoy'un koleksiyonundan parçalar
7/18
Nilgün Şensoy'un koleksiyonundan parçalar
8/18
Nilgün Şensoy'un koleksiyonundan parçalar
9/18
Nilgün Şensoy, portre
10/18
Nilgün Şensoy, portre
11/18
Nilgün Şensoy'un koleksiyonundan parçalar
12/18
Nilgün Şensoy'un koleksiyonundan parçalar
13/18
Nilgün Şensoy'un koleksiyonundan parçalar
14/18
Nilgün Şensoy'un koleksiyonundan parçalar
15/18
Nilgün Şensoy'un koleksiyonundan parçalar
16/18
Nilgün Şensoy'un koleksiyonundan parçalar
17/18
Nilgün Şensoy'un koleksiyonundan parçalar
18/18