Select Language EN / TR
Mehmet Ali Bakanay

Mehmet Ali Bakanay

Çağdaş ve Afrika Tribal Sanat Koleksiyoneri

"Koleksiyon yapan kişinin kişisel vizyonunu oluşturması gerekir."

13 Aralık 2016

Mehmet Ali Bakanay genç sanatçıları desteklemenin önemine inanan bir hukukçu ve koleksiyoner.  Çocukluğundan beri sanata ilgi duyan ve kavramsal sanata özellikle ikilik teması üzerinden yaklaşan Bakanay ile koleksiyonundan takip ettiği sanatçılara, sanat piyasasından koleksiyonerliğin püf noktalarına uzanan bir söyleşi gerçekleştirdik.

 

Koleksiyonerlik serüveniniz nasıl başladı? İlk aldığınız eser hangisiydi?

 

Küçük yaşlarımdan beri sevdiğim sanatçıların resimlerini, desenlerini ve baskılarını alırdım. Ya da bunları ailemden hediye almalarını talep ederdim. Tabii daha ileri yaşlarda bu, yerini daha bilinçli toplamaya bıraktı. Yani 2005 sonrasında daha ciddi bir alım söz konusu oldu. İlk sanat eserim, daha çocukluk yaşlarımda anneannemin bana Fransa'daki müzayededen hediye olarak aldığı, Abidin Dino'nun İstanbul serisinden küçük bir mürekkep çalışmasıydı.

 

Koleksiyonunuz ne tür eserlerden oluşuyor? Öncelikli alım kriterleriniz nelerdir?

 

Daha çok kavramsal eserlere ilgi duyuyorum. Genelde diptik işleri toplamaya gayret ediyorum. Son zamanlarda koleksiyonumda düalite temasını öne çıkartıyorum. En önemli kriterim sanatçının yaptığı işe saygısı ve koleksiyonuma uygunluğu... Alacağım eser kadar sanatçıya da yoğunlaşıyorum. Dolayısıyla bir sanatçının işini alırken, o sanatçının kişisel sanat serüvenine, üretme sürekliliğine, kendini yenilemesine, işine karşı gösterdiği tutkuya ve ciddiyete bakarım.

 

Bu yılki Contemporary İstanbul’da “Collectors Stories” sergisine dahil edilen işleri nasıl belirlediniz?

  

Collectors’ Stories fuarın güzel bir PR çalışmasıydı; aslında bu sergide olup olmama konusunda ilk önceleri çekincelerim vardı. Ticari bir ortamda koleksiyonerler sergisi tam da bana uymuyordu. Oldukça da başarılı oldu. Ben de katıldığım için mutlu oldum sonunda. Her zaman sanatçının yanında olmayı daha uygun bulan bir koleksiyonerim. Koleksiyonerlikte genç ve ciddi olduğum için genç sanatçılar tarafından üstüme yüklenmiş istem dışı bir misyonum da oluştu yıllar içinde. İşte bu amaçla bana verilen bu fırsatı uzun süreden beri desteklediğim iki genç sanatçı yararına kullanmaya karar verdim. Amacıma da ulaştım; ikisi de bu yıl gelecek vadeden yıldız genç sanatçılar arasına girdi. Onlar adına çok mutluyum. Bu sanatçılardan ilki Yuşa Yalçıntaş'tı. Yuşa'nın işlerindeki naif ve bir o kadar güçlü anlatım beni cezbeden en önemli yönlerinden biri. İşlerindeki derin felsefik yaklaşımları çizgisel ustalığı ile birleştirmesini gayet iyi bilen entelektüel bir sanatçı. İkincisi ise Bern, Lyon'daki sanatçı programlarının ardından Paris’te düzenlediği "İkili Görünümler" (Apparences Binaires) sergisiyle yurtdışında birçok kişisel ve kurumsal koleksiyona giren Sibel Kocakaya idi. Sibel'in sanat üretim sürecini uzun zamandan beri yakından takip etmekteyim.

 

Bunun dışında koleksiyonunuzu nasıl paylaşıyorsunuz ya da paylaşmayı hedefliyorsunuz?

 

Şu aşamada ev ve ofisler dışında koleksiyonun büyük bölümü depoda. İleride ne olacağı konusunda açıkçası net bir düşüncem yok. Koleksiyonerlik bencilce bir sahiplenme içgüdüsünün dışavurumu aslında; bunu ön plana çıkarmayacak bir projede değerlendirebilirim... ya da bağışlar, kurtulurum :-)

 

“Küçük yaşlarımdan beri sevdiğim sanatçıların resimlerini, desenlerini ve baskılarını alırdım. Ya da bunları ailemden hediye almalarını talep ederdim. Tabii daha ileri yaşlarda bu, yerini daha bilinçli toplamaya bıraktı.”
Mecra, teknik ayrımı yapmam... Önemli olan beni heyecanlandıracak eser ve sanatçı.

Danışmanlardan yararlanıyor musunuz? Bilgi toplamak için hangi kaynakları kullanıyorsunuz?

 

Hayır, danışmanlardan yararlanmıyorum. Fakat görüşlerine oldukça önem verdiğim yurt içi ve dışından arkadaşlarım oldu yıllar içinde. Genelde takip ettiğim galerilerin sergilerini kaçırmam, gerek yurt içi gerekse yurt dışında... Her yıl Rijks Academy Open Studio'ya davet ediliyorum... Mutlaka Amsterdam'a bunun için gitmeye gayret ediyorum. Uzak doğuyu takip ediyorum... Kore ve Tayvan’ı özellikle. Fuarlara eğer takip ettiğim sanatçıların işleri varsa gidiyorum... Aksi takdirde gitmiyorum. Bende AVM etkisi yapıyor. Türkiye'de Depo'yu, Salt'ı, Arter'i ve Rampa'yı mutlaka takip ediyorum. Yapı Kredi Yayınları Sanat Dünyamız, Art Asia Pacific, Canvas, Art in America ve online takip ettiğim birçok mecra mevcut.

 

Genç sanatçılara oldukça büyük destekler verdiğiniz biliniyor. Koleksiyonunuzda kariyeri oturmuş sanatçıların yanında genç sanatçılardan da çok sayıda eser bulunuyor. Sizce genç sanatçılar neden önemli? Onları desteklemek için neler yapılabilir?

  

Onları desteklemek öncelikle eserlerini almanızla olur bence. İnandığınız, güvendiğiniz ve anladığınız eseri alın... böylelikle piyasa genişler... Almadan sanata destek olmuyor maalesef. Tabii yeni yetenekleri keşfedebilmek büyük bir haz veriyor koleksiyonere. Ünlü sanatçıların eserlerinin yanında yeteneğine inandığım ama sisteme henüz girmekte ya da girememiş sanatçıların eserlerini de alıyorum. Elbette bu bir risk. Fakat benim için önemli olan koleksiyonun bütünlüğü olduğu için konuyu iş bazında değerlendiriyorum...Yani iyi iş benim için önemli oluyor. Özellikle genç sanatçılarda, bu üretim sürecini daha kolay takip edebildiğimden ve olayın içine dalabildiğimden dolayı daha çok seviyorum .

 

Koleksiyonda geliştirmek istediğiniz ya da koleksiyona eklemek istediğiniz konular, teknikler?

 

Bildiğiniz gibi diptik eserler topluyorum. Genelde ilgilendiğim tema düalite. Bu konulara yoğunlaşmayı tercih ediyorum açıkçası. Afrika çağdaş sanatı olabilir belki, başka bir koleksiyon olarak... Ama henüz net değil. Her türlü teknik ilgimi çekiyor. Mecra, teknik ayrımı yapmam... Önemli olan beni heyecanlandıracak eser ve sanatçı.

 

Ünlü sanatçıların eserlerinin yanında yeteneğine inandığım ama sisteme henüz girmekte ya da girememiş sanatçıların eserlerini de alıyorum. Elbette bu bir risk. Fakat benim için önemli olan koleksiyonun bütünlüğü olduğu için konuyu iş bazında değerlendiriyorum.

 

 

Sınırsız kaynağa sahip olsanız hangi “ütopik” eseri alırdınız?

 

"Statue of Liberty" mesela; şöyle hoş olurdu bahçede:-)

 

Koleksiyonunuzu ileride müzeleştirme ya da bir artspace açıp orada sergileme gibi hedefleriniz var mı?

 

Şu an için hayır, öyle bir düşüncem yok. Zor işler! Fakat yapmak istersem sanatçılara dönük, herşeyi ile iyi işleyen ve onlar için referans olabilecek bir residency programı kurmak isteyebilirim.

 

Çağdaş sanat koleksiyonunuz dışında Afrika Tribal sanatında oldukça büyük koleksiyonunuz olduğunu öğrendik. Bu merak nasıl başladı ve nereye gidiyor?

 

Evet. 4 yıl önce başlayan ve kendiliğinden oluşan bir koleksiyon aslında. Yıllar önce Venedik Bienali sırasında tanıştığım bir aracıdan aldığım iki sapan heykelcikle ( African slingshot / catapult ) başladı... Ve şimdi oldukça kalabalık bir koleksiyona dönüştü. Bana verilen bilgiye göre sanırım bu konudaki ikinci büyük koleksiyon dünyada. Tabii Afrika sapanlarının yanında diğer Afrika objeler de toplar oldum. Çok keyifli ilerliyor... Hala çalışıyorum ve araştırıyorum...

 

Sanat eseri koleksiyonu yapmasaydınız neyin koleksiyonunu yapmak isterdiniz?

 

Obje düşkünlüğüm vardır... Çin porselen ya da Japon bronz parçalar toplayabilirdim. Halen sevdiğim parçaları alıyorum ama bir koleksiyon niteliğinde değil. Pre-columbian toprak objeleri yıllardır çok severim; belki de onlardan bir koleksiyon olabilirdi.

 

Koleksiyonerliğe yeni başlayacaklara tavsiyeleriniz?

 

Sanat endüstrisi spekülasyonlara çok açık bir piyasa olduğu için dikkatli olunmalı ve piyasanın rüzgârına kapılmamaya ve trendlerin tuzağına düşmemeye dikkat etmek gerekir. Mutlaka koleksiyon yapan kişinin kişisel vizyonunu oluşturması gerekir. Kişinin yeni sanat kuramlarını takip etmesi önemlidir. Çünkü sanatın değişimini anlamak, takip etmek geniş ve sürekli güncellenen bir vizyona sahip olmakla mümkün ancak. Bu vizyonu yakalamadan geleceğin yakalanamayacağını, dolayısıyla da doğru “yatırım” yapılamayacağını düşünüyorum.

 

“Sanat endüstrisi spekülasyonlara çok açık bir piyasa olduğu için dikkatli olunmalı ve piyasanın rüzgârına kapılmamaya ve trendlerin tuzağına düşmemeye dikkat etmek gerekir”.
Mehmet Ali Bakanay portre, Sibel Kocakaya'nın stüdyosunda
1/15
African Tribal Art koleksiyonundan
2/15
Necla Rüzgar, Çalıntı Müze, kağıt üzerine karışık teknik, 2008
3/15
Sibel Kocakaya, Apparences Binaires, Fotograf/video, 117x176 cm, 3'13" 1/1, 2014
4/15
Sibel Kocakaya, İsimsiz, fotograf, 2012
5/15
Hera Büyüktaşcıyan, Invisibles, enstelasyon, 2005-2012
6/15
Hera Büyüktaşcıyan, Invisibles, video, 2005-2012
7/15
Necla Rüzgar, The Rehearsal of Paradise, kağıt üzerine karışık teknik, 2008
8/15
Nilbar Güreş, Ana Kucağı, kağıt üzerine karışık teknik, 2011
9/15
Ebru Yilmaz Kale, Isimsiz, Diptik Heykel, 2001
10/15
Hatice Güleryüz, Adjusting to the situation, karışık teknik, 2012
11/15
Christina Córdoba, İsimsiz, heykel / karışık teknik, 2006
12/15
Yuşa Yalçıntaş, Hoping, kağıt üzerine karakalem 2013
13/15
African Tribal Art koleksiyonundan bir detay
14/15
African Mossi Bebekleri
15/15